İnsan Düzelince28/07/2010Yeryüzüne bir gaye için gönderilmiş
olan insanoğlu, bu görevini yerine getirmeyi ihmal edince, içinde
yaşadığı dünya da yaşanılmaz hale gelmektedir.
Yaşadığımız
bu dünyada, herkes iyi gitmeyen şeylerden ötürü sürekli bir gerginlik
ve memnuniyetsizlik içindedir. İdeal insanlar yetiştirmek çok zordur,
ama imkansız da değildir. Bu konuda öncelikle ailelere, eğitim
kuruluşlarına ve topluma çok iş düşüyor. Belki de sevgiyi, güzelliği
inşa etmek, devasa binaları yapmaktan daha bile zordur.
Çoğu zaman paylaşılan bir hikaye, anlatılacaklardan çok daha güzel
dersler çıkarmamıza neden olabilir. Geçtiğimiz günlerde okuduğum ideal
insan yetiştirilmesi ile ilgili bir baba ve oğul arasında geçen bu
hikayeyi, sizlerle de paylaşmak istedim:
Baba ile oğul, birbirlerine daha fazla zaman ayırabilmek için, hafta
sonu Pazar günü öğleden sonra parka gitmek için sözleşirler. Pazar günü
olur ve baba tatil gününün verdiği rahatlıkla geç kalkar. Kahvaltı
sofrasında iken oğluna verdiği park sözünü de çoktan unutmuştur. Ancak
çocuk, unutur mu hiç babanın verdiği sözü, Çocuk öğleden sonranın
gelmesini iple çekmiştir. Babası kahvaltı sofrasından kalkınca hemen
parka ne zaman gideceklerini sormuş. Babası da;
- Nereye? diye sorar.
Çocuk
hatırlatır; bizim babanın verdiği söz aklına gelmiştir, fakat ne
sözünden dönmek istemektedir, ne de gitmek istemektedir. Baba,
- Dur oğlum, kahvaltıyı yeni yaptık, şöyle bir keyif çayımızı içelim de ondan sonra, der.
Çocuk da büyük bir heyecanla çayını içer. Bu arada baba, çayını
içerken, çocuğunu parka götürmemek için türlü planlar yapmaktadır
içinden. Çay içme faslı bir türlü bitmez. Çay faslı devam ederken, çocuk
babasına ne zaman gideceklerini sorar ve şöyle bir cevap alır:
- Oğlum, çıkarız çıkmasına, ama senin ödevlerin yok mu, önce onları yap.
Çocuk hemen çantasını getirir ve ödevlerini hızlı bir şekilde bitirir.
Pazar gününün rahatlığına alışan ve dışarıya çıkmak istemeyen baba,
çayını yudumlarken okuduğu gazetenin hafta sonu ekini incelerken bir şey
dikkatini çeker ve aklına bir fikir gelir. Hemen gazetenin verdiği
ekteki dünya haritasını inceler, dünya haritasını yırtar küçük parçalara
ayırır. Odanın içine dağıtarak oğluna;
- Oğlum, dünya haritasını ilk haline getirebilirsen parka gideceğiz der
ve derin bir oh çeker. Çünkü oğlu daha ilköğretim 3. sınıfa
gitmektedir, dünya haritasını tamamlaması mümkün değildir. Baba, çayını
TV’nin karşısında keyifle yudumlarken, belirli bir zaman sonra çocuk,
-
Baba, baba, dünya haritasını tamamladım, der sevinçle. Baba şaşkın bir
şekilde çocuğun yanına gider. Bir bakar ki gerçekten dünya haritasını
düzgün bir şekilde yapıştırmıştır. Baba sorar;
- Oğlum nasıl yaptın bunu, sen ülkelerin yerini bilmiyorsun ki...
Oğlu:
-
Baba, ben ülkelerin yerini bilmiyorum ama insanın ayağının, kafasının,
ellerinin yerini biliyorum. Senin yırttığın sayfanın arkasında kocaman
bir insan resmi vardı. İnsan resmini tamamladım ve resmi ters çevirdim,
dünya tamamlandı. İnsan düzelince, dünya düzeliyor, der.
Evet,
çocuk bu davranışıyla bütün problemlerin, olumsuzlukların cevabını
veriyor bize. Yaşadığımız çağın temel probleminin çözümü; insanın
insanca yaşaması, özüne dönmesidir. Unutmamalıyız ki daha yaşanası bir
dünya için, önce insanın düzelmesi gerekiyor....