• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/vehbiaksit
  • https://plus.google.com/u/0/?partnerid=gplp0
  • https://www.twitter.com/vehbiaksit
VEHBİ AKŞİT
Kategoriler
Site Haritası
Örnek Nesil
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48383.4977
Euro4.17344.1901
Aile Hayatı

Fransızca Site
İngilizce Öğreniyorum

Kaleiçi Camii sanal tur
Adım Adım Hac

Kuşadası Hakkında

Kuşadası Tarihi

Kuşadası Türkiye'nin Aydın iline bağlı bir ilçe. İlin kuzey batısında bulunan ilçe, Aydın il merkezine 71 km., İzmir il merkezine 95 km. uzaklıktadır. Ege Denizi kıyısında kurulu ilçe, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerindendir.

İlçenin alanı 264 Km2 olup, 2009 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 81 295 kişi yaşamaktadır

Kuşadası yakınında Yılancı Burnu denilen yerde, Efes'e bağlı Neopolis ismi ile İonlar tarafından kurulduğu sanılmaktadır.

Şehir daha önce, Pilavtepe eteklerinde, Andızkulesi denilen yerde kurulmuştur. Bir müddet sonra Bizanslılara ait olan bu kıyılara Venedik ve Cenevizliler, ekonomik bakımdan egemen olmuşlardır. Ulaşım güçlükleri nedeni ile Kuşadası; Andızkulesi mevkiinden alınarak bugünkü yerinde Yeni İskele (Scala Nuova) adı ile kurulmuştur.

Kuşadası'nın adını verdiği Kuşadası Körfezi ve yakın çevresi, sanat ve kültür merkezleri olarak bilinmektedir ve ilk çağlardan beri birçok farklı medeniyeti barındırmışrır.

M.Ö. 3000 yıllarında Lelegler, M.Ö. 11.yy'da Aioller, M.Ö. 9.yy'da İonlar bölgede hakim olmuşlardır. Büyük Menderes ve Gediz Irmakları arasında kalan alan, antik çağlarda İonia adını alır. Tüccar ve denizci olan İonlar denizaşırı ticaret sayesinde kısa zamanda zengişleşmişler ve üstün bir politik güce sahip olmuşlardır. Tarihte "İon Kolonileri" adını alan 12 şehir kurmuşlardır.

Kuşadası, antik çağlarda Anadolu'nun Akdeniz'e açılan başlıca limanlarından biri idi. O devirde Neopolis adı ile anılıyordu. M.Ö. 7.yy.da başkentleri Sardes olan Lydialılar yöreye hakim olmuşlardır.

M.Ö. 546′da başlayan Pers hakimiyeti, M.Ö. 334′de Büyük İskender'in tüm Anadolu'yu ele geçirmesine kadar devam eder. Bundan sonra Anadolu'da Yunan medeniyeti ile yerli Anadolu medeniyetinin sentezi olarak yepyeni bir çağ, yepyenibir sanat ve kültür anlayışı hakim olur ve bu çağ "Helenistik Çağ" adı ile anılır. Efes, Milet, Priene ve Didim bu devrin en ünlü şehirleridir.

M.Ö. 2. yy.da Romalılar yöreye egemen oldular. Hristiyanlığın ilk yıllarında, Meryem Ana'nın ve havarilerinden St.Jean'ın Efes'e gelip yerleşmesiyle burası bir dini merkez haline gelir. Miletus da Hristyanlık çağında Piskoposluk merkezidir. Bizans Çağında "Ania" adı ile anılır. Kuşadası, ortaçağda korsanlar tarafından kullanılan bir liman olmuştur. 15.yy.da, Venedikliler ve Cenevizliler zamanında şehir "Scala Nuova" adını alır.

1086′da I. Süleymanşah'ın bölgeyi Selçuk Devleti'ne katmasıyla Türk egemenliği başlar. Bölge, bu devirde kervan yollarının Ege'ye açılan bir ihraç kapısı olmuştur. Ancak Selçuk Devleti'nin egemenliği 1. Haçlı Seferleri nedeniyle kısa sürdü ve yeniden Bizans'ın eline geçti. 1280′lerin sonunda Menteşeoğulları,1397-1402 arasında Osmanlıların egemenliğine girdi. 1402-1425 arası yeniden Aydınoğulları'nın eline geçtiyse de 1425′te Osmanlılar bölgeyi kesinlikle ele geçirir.

Kuşadası, 1413 yılında 1.Mehmet (Çelebi) tarafından Osmanlı egemenliğine katılmıştır. Bu tarihten sonra, şehir tamamen Türklerin elinde kalmış ve Türklerin yaptığı eserlerle dolmaya başlamıştır. Bunlardan bugünkü Kervansaray ve Kuşadası'nı çeviren surlar, Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Surlarla çevrili şehre o zaman ancak üç kapıdan girilebilmekteydi. Bu kapılardan bir tanesi, Barbaros Hayrettin Paşa Caddesi ile Kahramanlar Caddesini birbirinden ayırmakta ve üst kısmı bugün Şehiriçi Trafik Bölge Amirliği olarak kullanılmaktadır. Diğer kapılar bugün mevcut değildir.

Küçükada, Bizanslılar için önemli bir askeri üs görevini yapan Güvercinada, 1834 yılında büyük bir yenilenme görmüş ve ünlü kalesi yapılmıştır. "Kuşadası" adı bu kaleden gelmektedir.

Kuşadası, Kurtuluş Savaşı'nda 1919-1921 yılları arasında İtalya'nın, onların çekilmesiyle Yunanistan'ın işgaline girdi ve 7 Eylül 1922′de düşman işgalinden kurtuldu.                                                                                                                                            

Kuşadası ve Çevresi - Kuşadası Körfezindeki Antik Yerleşim Yerleri

PYGELA
Bugünkü Clup Pigale ve Kuştur Tatil Köyü'nün Disko'su ve A'la Carte Restoranı'nın bulunduğu tepede kurulmuş antik bir yerleşim yeri idi. Dünya, sağlık şehri olarak kurulan ilk kent Pygela'dır. Argos Kralı Agamemnon, 10 yıl süren Truva savaşları sırasında, "yorgun düşen askerlerini dinlendirmek, hem de savaş gemilerini onarmak için Kuşadası'ndaki Pigale ve İzmir'deki Pigale ve Izrnir'deki Agamemnon şehirlerini kurdu.

Her iki şehir, yakınında bulunan şifalı sularla askerlerinin bozulan sağlıklarını ve yıpranan morallerini geri getirmeyi başardı. Şimdiki Pine Bay Tatil Köyü'nün bulunduğu Çam Limanı ve Tusan Oteli'nin arkasındaki gölet - bataklık, Pigale şehrinin Limanı ve gemi bakım yerleriydi. Pigale Sağlık Kenti ve Limanı, daha sonra Efes'e gelen Büyük iskender'in askerlerine de dinlence eğlence yeri oldu.

ANAİA - ANEA (SOĞUCAK) - KADI KALESİ
Sisam Adasının karşısına düşen Carta bölgesindeki bu sahil kasabası bir ticaret merkezi olduğu kadar sığınmaya elverişli limanı nedeniyle de korsan gemileri için bir barınak görevi de görüyordu. Anaia Atina-Sparta savaşları (M.9 431-404) sırasında Atina'nın yandaşı olan Samos'tan sürgün edilenlerin, kaçanların, oradaki yönetime düşman olanların elinde bulunuyordu. Buradakiler, gerek Samos yöneticilerine gerek Atinalılara karşı, Spartalılara hizmet ediyordu. Kentin adı Thukydides'de bu dönemin olayları nedeniyle anılıyor. 1304'de, Anea ve onun bugünkü Kadı kalesi yakınlarındaki Nekropolis'i o tarihte bir Ceneviz kolonisini barındırmakla beraber Bizanslıların yönetiminde idi. Anea şehrinde yaşayan Cenevizliler, Kemalpaşa (Nif) anlaşmasından sonra yerli Rumlarla birlikte, Venedik tüccar gemilerine karşı korsanca saldırılar düzenliyorlardı. Ania, Efes ve İzmir'den sonra 1317'de Türk egemenliğine geçmiştir.

PANIONİON 
12 Ion şehrinin oluşturduğu yarı dini, yarı siyasi Paionion Birliği'nin merkezi, Güzelçamlı beldesi içinde bulunan, Dilek Yarımadası'ndaki Milli Park sınırları içinde kalan, Kale tepe'de "Karyon - Otomatik Tepe" idi. Otomatik Tepe, 1 sitenin meydana getirdiği mukaddes bir yerdir. M.Ö. 700 yıllarında 12 şehir devletinin delegeleri, yılın belirli günlerinde Panionionda toplanıp, önemli politik kararlar alıyordu. Helikonios, yan adı ile anılan deniz tanrısı Poseidon'un adına, lonia birlikleri tarafından oluşturulan bu kutsal alanda yapılan ünlü kurban törenlerine amaç kentlerin sorunlarını tartışıp şehir devletlerinin bir birine önerilerde bulunmalarını sağlamak, ayrıca önemli konularda ortak kararlar almaktı. Panionion, aynı zamanda iyi bir kehanet merkezi olarak da tanınıyordu. Kehannette bulunmak için kurban edinen hayvanların akciğerlerinin, tanrıya bütün olarak sunulması gerekiyordu.

NEAPOLİS 
Güvercin Ada'nın güneyinde, denize uzanan ikinci bir yarımadadır, Antik çağlarda Ionlar tarafından kurulan Kuşadası'nın ilk yerleşim yerlerinden biridir. Halen deniz altında antik bir kent kalıntıları mevcuttur.

ILICA TEPE
Aka'ların, Batı Anadolu'ya ilk göç ettikleri yıllarda yerleştikleri yer olan Ilıca, 11 Tepe'deki kalıntılar, Kuşadası'nın bundan 3000 yıl öncesinde bile yaşanılan bir kent olduğunun kanıtıdır. Büyük taştan yapılmış olan duvarlar bugüne kadar ayakta kalmıştır.

TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

GÜVERCİNADA
Kuşadası kıyısında yer alan küçük bir adadır. Bir mendirek ile karaya bağlanmıştır, üzerinde Bizans döneminde inşa edilen bir kale bulunmaktadır. Osmanlı imparatorluğu zamanında ve özellikle Mora isyanı sırasında diğer adalardan gelecek saldırılara karşı bir ileri karakol görevi görmüştür. Ayrıca, korsanlara karşı kullandığı için halk arasında "Korsan Kalesi" adı ile anılmaktadır. Kale restore edilerek, aydınlatması yapılmış ve turizmin hizmetine sunulmuştur.

ÖKÜZ MEHMED PAŞA KERVANSARAYI (KURŞUNLU HANI)
Kervansaray, Öküz Mehmed Paşa tarafından 1618 yılında, deniz ticareti için yaptırılmış, iki katlı, avlulu bir yapıdır. (Bazı rivayetlere göre Aydın Valisi Öküz Mehmed Paşa'nın kaleyi yaptırmadığı, 1607 yılında Suriye fethinden dönüşünde tamir ettirdiği söylenmektedir. Kurşunlu Han'daki burç ve mazgal delikleri, Kale'nin şiddetli muharebelere maruz kaldığını göstermektedir. Ortalama 28.50 Metre x 21.60 Metre ölçüsündeki avlunun çevresini her iki katta da revak ve odalarla sarar. Bu Kervansaray'ın varlığı, Osmanlılar zamanında Kuşadası'nın kervan yollarından birinin sonunda ülkenin iç bölümlerinden gönderilen ticari malların ihraç limanı olduğunu gösterir. Yapı, Evliya Çelebi'nin "Seyahatname" sinde ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Yapı, 1966 yılında "Clup Mediterranee" tarafından kiralanıp restore edilerek "Turistik" Konaklama İşletmesi" olarak hizmete açılmıştır. Bugün, bu işlevini sürdürmektedir.

KALE KAPISI 
Kuşadası'nda Hıristiyanlar döneminde, kare formunda yapılan surların üç ana giriş kapışı vardı. Bu kale kapıları, çok kalın kalaslar üzerine geçirilerek perçinlenmiş. 5 milimetre kalınlığındaki saçlarla kaplı idi. Şu anda mevcut olan kale kapısı, üç kale kapısından ayakta kalan sonuncusudur. İnanışa göre bu kapının altından geçenler bir daha Kuşadası'nı terk edemez ve Kuşadalı olurlar. Nüfusun son yıllardaki aşırı artışı bu inanışı kuvvetlendirmektedir.

ROMA HAMAMI 
İlk çağlardan beri insanlar, doğa ile içice yaşamayı ilke edinmiş ve pek çok hastalığın çaresini büyük bir gözlemle araştırarak doğada bulmayı başarmışlardır. İşte lon ve Roma dönemlerinde, Kuşadası ve çevresi insanlara Pygela ve Roma hamamları ile şifa dağıtmıştır. Efes'in parlak döneminde, cilt hastalıklarının her çeşidine iyi gelen şifalı su kaynağının üzerine inşaa edilen Roma Hamamı, Ilıca Tepe'nin eteklerinde harap vaziyettedir.

KURŞUNLU MANASTIRI
Kurşunlu Manastırı, Davutlar'ın arkasındaki tepede denizden yaklaşık 600 m yüksekte, körfezi kuşbakışı gören bir konumdadır. 8.yy da yoğun Hıristiyan göçüne maruz kalan bölgede, Efes'e yakın pek çok manastırı, Bizans mimarisinin güzel bir örneğidir. Manastırın bu kadar uzak olmasına sebep, hem putperestlerin saldırılarından kurtulmak, hem de eğitim amaçlı kullanılmış olmasındandır.

SU KEMERLERİ (AOUADUCE)
Çok eski çağlarda Efes'e içme suyu Kuşadası'ndan su kemerleriyle taşınıyordu. Değirmendere'den çıkan Kinkirdos suyu boğazlar ve yamaçlar boyunca tam 45 km'lik yolu aşarak Efes'e ulaşıyordu. Osmanlılar döneminde Öküz Mehmed Paşa tarafından Burgaz'dan Kuşadası'na su getirmek için su kemerleri yapılmıştır. Bu kemerlerin büyük kısmı halen ayakta durmaktadır.

ANDIZ KULESİ
Andız Kulesi Mevkii Kuşadası'nda Aydın'a giden Atatürk yolu üzerinde Pilav dağı eteklerindedir. M.Ö. 2000 yıllarında, İç Anadolu'dan göç eden Karya'lı Legel ve Lidyalılar'dan oluşan küçük bir gurup bu bölgeye yerleşmişti. Uzun yıllar tarımla uğraşarak yaşamlarını sürdüren bu topluluktan, günümüze ulaşmış bir buluntu yoktur. Andız Kulesi'nin, Helenistik devirden kalma bir gözetleme kulesi olduğu sanılmaktadır. Yöreye gelen ilk Türkler de önceleri güvenlik nedeni ile bu bölgede yaşamışlar daha sonra 1423 yılı yılın da Osmanlılar'ın Kuşadası'nı ele geçirmelerinden sonra sahile inmişlerdir. Bu bölgenin yakınlarında bulunan Ece Köy'de Kuşadası'ndaki yine ilk Türkmen yerleşimlerinden biridir.

KALE İÇİ CAMİ-1618

Sadrazam Oğuz-Damat- Konyevi- Mehmet Paşanın  şehrin yeniden imarı sırasında 1618 yılında yapılmıştır. Sadrazamın ölümünden bir yıl öne  bitirilip ibadet açıldığı için  Sadrazam Oğuz Mehmet Paşa Cami olarak da bilinir.1830 yılında büyük bir onarım görmüştür.  Tek şerefeli minaresi sağdadır.   Giriş kapısının kanatları geometrik geçmeler ve sedef kakmalarla süslenmiştir.

Plan ve mimarisi yönünden Aydın ve yöresinde yapılan camilere benzer. Cami kare planlı olup , kesme taştan yapılmış ve  12 kenarlı, 16 pencereli bir kasnak üzerine oturan merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Kubbeyi taşıyan kasnak  dört köşede kemerli payandalarla desteklenmiştir ve üzeri kurşun kaplıdır.

Caminin iç kısmındaki mihrap Barok özellikler gösteren yuvarlak kemerli bir niş biçimli şeklindedir ve iki yanındaKorint biçim sütunlar bulunmaktadır. Son cemaat yeri ağaçtan  yapılmıştı ancak 1978 yılında yapılan tamiratta betonarme olarak yenilenmiştir. Ayni  yıl cami bahçesine  kuran kursu binası  ilave  edilmiştir.

1998 yılında bahçede bulunan lojman ve kuran kursu binası yıkılıp yerine Kuşadalı hayırseverlerin yardımı ile bugünkümüftülük binası yapılmıştır. Kaleiçi cami  içinde birde İlyas ağa adlı vakıf  kütüphanesi bulunmaktadır. Kuşadası’ndaki camilerin içinde en eskisi ve  birinci derecede anıtsal yapı olarak tescil edilmiştir.

1800 m2 arsa üzerine bahçeli  tarzda inşa edilmiş olan cami 550 kişi kapasitelidir. Caminin cümle kapısı , Osmanlı ağaç işçiliği geleneğinde, geometrik biçimli  geçmelerden meydana gelir. Bu geçmeler sedef, gümüş ve fildişi kakmalardan oluşur.  Kaleiçi  cami şu anda köklü bir restorasyondan geçmektedir ve önümüzdeki yaz aylarında tekrar ibadete açılacaktır.

Not : Sadrazam Mehmet Paşa Konyalıdır ve zamanın Osmanlı padişahı II. Osman'ın damadıdır. Kendisi Türkmen'dir. Babası Öküz nalbantı olduğu için bazı kendini bilmez tarihçiler tarafından " öküz " lakabı uydurulmuştur
Kaynak: Kuşadası Kültür ve Tarihi Mirası Koruma Derneği

HANIM CAMİİ
1658 yılında yapılmıştır. Yaptıran Hacı Hatice Hatundur. (Söke hamisi İlyas Ağa'nın hanımıdır.)

HACI İBRAHİM CAMİİ
Kuşadası eşrafından yerel dilde İbramaki adıyla tanınan kişi tarafından yaptırılan caminin inşaa yılı bilinmemekle beraber 1952 yılında tamir ettirilmiştir.

TÜRKMEN CAMİİ
1650 yılında Türkmen aşiret beyleri tarafından yaptırılmıştır. 1952 yılında onarılmıştır.

CAMİATİK CAMİİ
Kim tarafından yaptırıldığı belli değildir. 1952 yılında tamir edilmiştir .

KAYNAK: www.kusadasi.bel.tr


Yorumlar - Yorum Yaz


Hadislerle İslam
Günlük Program
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam122
Toplam Ziyaret1597469

Uymazsan Trafige

Oruç ve Zekat

    

Google Translate
Her Güne Bir Ayet ve Hadis

30 Cüz ve Mesajlar
Siyer Araştırmaları Merkezi



İslam Ansiklopedisi
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 28° 14°
Diyanet Namaz Sitesi
Diyanet PDF
Kuran Elif Bası