• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/vehbiaksit
  • https://plus.google.com/u/0/+VehbiAk%C5%9Fit
  • https://www.twitter.com/vehbiaksit
VEHBİ AKŞİT
Kategoriler
Site Haritası
ŞİFÂ-İ ŞERİF DERSLERİ




Örnek Nesil
Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.34175.3631
Euro6.06746.0917
Aile Hayatı

Fransızca Site
İngilizce Öğreniyorum
Kaleiçi Camii sanal tur
Adım Adım Hac
Vav ve Elif
İbrahim Halveti
ibrahim halveti

Mahmut Esat Bozkurt İlkokulu 40. Yıl Mezunlar Buluşması İftar Konuşması

RAMAZAN AYININ KAZANDIRDIKLARI   29 Mayıs 2017 Pazartesi

Vehbi AKŞİT – Kuşadası Müftüsü

Mahmut Esat Bozkurt İlkokulu 40. Yıl Mezunlar Buluşması İftar Konuşması

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan ayı, ilâhi kazançların yanında mübarek bir aydır. Bu mübarek ay bize neler kazandırdı? Bunu maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

 1. Öncelikle vakitlerimizi tanzim etti. Ramazan’dan önce sahurun, iftarın vaktinden habersiz, istediğimiz zaman yiyip içerken bu belli bir programa bağlandı. Yemeklerimiz artık saatinde yenmeye başladı. Buna en çok sevinen de hanımlarımız ve annelerimiz oldu. Çünkü diğer zamanlarda ayrı ayrı yenen yemekler, Ramazan ayında ailelerin birlikte oldukları yegâne mekân haline geldi.

 2. Oruç bize irademizin ne kadar sağlam olduğunu gösterdi. Sofra kurulmuş, üzerinde envâi çeşit yiyecekler hazır olduğu,  bizi onları yemek için engelleyecek hiçbir insan olmadığı halde, Allah’a olan saygımızdan, ezan okunmadan elimizi sofraya götüremedik.

 3. İbadetlerimizde bir düzen hâkim oldu. Günde beş vakit namazımızı cemaatle kılmaya devam ettik. Cemaat şuuruna vardık. Aynı safta, aynı kıbleye yönelerek, bizleri yaratan ilâhî gücün sahibi Allah’ın huzurunda bir fâni kul olduğumuzu tekrar tekrar yaşadık.

 4. Oruç tutanlar için bir cennetin hazırlandığını ve bu cennete Reyyân adının verildiğini öğrendik. Kıyamet gününde sadece o kapıdan oruç tutanların gireceğini[1] duyunca, oruç ibadetinin sevabının Allah tarafından verileceği [2] müjdesini daha iyi anlamış olduk.

 5. Çoluk çocuğumuzla birlikte aynı sofrada yemek yedik. Hele çocuklarımızın balkondan, pencereden, kapıdan, çatıdan minarelerin ışıklarının yanıp, ezan okunduğunun sevinçli haberini sofrada bekleyenlere iletmesinin verdiği sıcak havayı teneffüs ettik.

 6. Teravih namazına giderek, huşû içerisinde yirmi rekât namaz kılmanın sevabına inanarak ve mükâfatını yalnızca Allah’tan umarak kılanların geçmiş günahlarının affedileceği [3] müjdesini almış olduk.

 7. “Ramazan münasebetiyle kapalıyız” diye meyhanesinin, içkili lokantasının camına ilân yapıştıranları, Ramazana saygı gösterenleri gördük. Fakat bu yerlerin bayramda açılacağını düşününce, meyhanelerin sadece Ramazanda değil de daima kapalı olmasının ne kadar huzur verici olduğunu düşündük. Ancak, İslam’ın, manevi hayatın doya doya yaşandığı bu mevsimde oruçtan, namazdan habersiz nesilleri gördükçe, Müslümanların gözünün içine baka baka oruç yiyenleri gördükçe gelecek nesiller için de bir hayli üzüldük.

8. Zekât ve fitrelerimizi ihtiyaç sahibi kardeşlerimize vererek, onların evlerinin de şenlenmesine vesile olmanın sevincini yaşadık. Fakir fukarayı gözeterek, onları da iftar sofralarımıza davet ettik. İftar ettirdiğimiz kişi veya kişilerin alacağı sevap kadar sevap alacağımızı da öğrendik. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmayacağını da kavradık. [4]

 9. Ramazan ayında suç işleme oranlarının düştüğü, kavga, adam öldürme ve hırsızlık gibi suçların sayısında inanılmaz ölçüde düşüşler olduğunu gerek haberlerden, gerekse televizyonlardan öğrenince, her ayımızın Ramazan olması için dua ettik.

 10. Kur’an ayı olan Ramazan ayında [5] Kur’an’ı daha iyi anlamaya, kavramaya ve hayatımıza uygulamaya çalıştık. Mukabele dinledik. Bazı Müslüman kardeşlerimiz mukabele okumanın yanında okuduğu Kur’an’ı anlamaya çalıştı. Kur’an’ın tercümesini de hatmetmeye çalıştı. Biz de onları örnek aldık. Bütün bunları duyduk bu sene yapamazsak gelecek sene yapmaya söz verdik.

11. Ramazan ayı dışında, sinirlendiğimiz zaman bazen kötü sözler söylediğimiz olmuştur. Hâlbuki Ramazan ayında sakin olmamız tavsiye ediliyor. Orucu sadece mideye değil, gözümüze, kulağımıza, elimize, ayağımıza ve dilimize de tutturmamız gerekiyor. Bu yüzden oruç, insanı kötü söz söylemekten alıkoyar. Birisi yakışıksız bir lâf edecek veya kavga edecek olursa “Ben oruçluyum” denmesi gerektiğini [6] bu ayda öğrendik.

 12. Bazen dalgınlıkla oruçlu olduğumuzu unuttuk. Ama orucumuz bozuldu mu, bozulmadı mı diye bir endişeye kapılmadık ve orucumuzu tamamladık. Zira Allah’ın bizi yedirip içirdiğine [7] inandık.

 13. İftar vaktini beklerken ne kadar sevinçli oluyoruz değil mi? Bir an evvel ezan okunsa da dilimiz, damağımız suya hasret dudaklarımız suya kavuşsa diye... Aklımıza hemen Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadisi geliyor: “... Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri iftar ettiğinde, diğeri de Allah’a kavuştuğu vakittir.” [8] Cenab-ı Allah bize iftar vaktinde duyduğumuz sevinci, O’na kavuştuğumuz zaman da yaşatır inşallah...

 14. Oruçlu iken bir şey yiyip içmediğimiz için ağzımızda tuhaf bir koku oluşuyor. Ağzımız kokuyor. Fakat bu ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. [9] Bu durum Allah’ın oruçluya verdiği değeri göstermekte, ağzının kokusunu misk kokusundan daha hoş kabul etmektedir.

 15. Ramazan ayının bize kazandırdığı bir husus da, diğer aylarda şikâyetçi olduğumuz şeytanların bağlanması, bize vesvese verememesi, kötülük telkin edememesidir. Bunun yanında Ramazan ayında cennetin kapıları ardına kadar açılmakta ve cehennem kapıları da kapanmaktadır. [10]

 16. Rasülullah (s.a.v.)’in tavsiyesine uyarak sahur yemeğinin bereketinden [11] istifade etmek için kimimiz sahura kadar yatmadı, kimimiz biraz uyudu sonra kalktı ve sahur yemeğini yedi. Ehli Kitab’a muhalefet ederek, onların oruçları ile bizim orucumuz arasındaki farkın sahur yemeği olduğunu hatırladık. [12]

 17. Sahurda ve iftarda gerine gerine yiyip de: “Ya! İşte bunu bulamayanlar da var. Şükürler olsun. Allah bulamayanlara da versin...” türünde bir şükürde bulunmadık. Çünkü hakiki şükrün; fakire, yetime, kimsesize yediğinden yedirmekle, giydiğinden giydirmekle olduğunu kavradık.

 18. Mübarek Ramazan ayında oruç, iftar, teravih, vaaz, mukabele, sadaka-i fıtır, itikâf nasıl mübarekse, bunların insanı nasıl mübarek yapılabileceğini düşündük. Yani mübarek Ramazanda, mübarek bir insan olmak için bu ayı çok iyi değerlendirmeye çalıştık. Bir aylık değil, ölünceye kadar mübarek olmaya çalışmak gerektiğini anladık.

 19. Evimizde ailemizle birlikte, iftar saatini bekledik. Bu arada dini yayın yapan televizyon programlarını izledik. Değerli hocalarımızın okuduğu Kur’an-ı Kerim, ilahileri ve kasideri dinledik. İlim adamlarının sohbetlerini dinledik. Okunan ezan ile iftar duası ile oruçlarımızı açtık.

 20. Ramazan Bayramı vesilesiyle tebrikleştik, birbirimize dua ve mağfiret diledik. Telefon ve tebrik kutlamalarıyla toplumsal dayanışmayı, kaynaşmayı, birlik ve beraberlik duygularını en zirve noktaya taşıdık elhamdülillah...

 Sonuç olarak Ramazan ayı bize burada sayılmayacak kadar kazançlar sağlamaktadır. Biz burada bir kısmına değinmeye çalıştık. Gözden kaçan bazı maddeler de buraya eklenebilir.

 Önemli olan Ramazan ayında kazandığımız güzel özellikleri, Ramazandan sonra da devam ettirmektedir.

 Unutmamalıyız ki, her günümüzü Cuma, her gecemizi Kadir, her ayımızı Ramazan yapmak bizim elimizdedir. Yeter ki biz, bu mübarek gün, gece ve ayları değerlendirmesini bilelim.

 Ne mutlu, Ramazan ayına ulaşıp, onun kıymetini bilip, hakkıyla değerlendiren ve mükâfat olarak da bayrama ulaşanlara... Ne mutlu...

 

 [1] Buhari, Savm 4, Bed’ül-Halk 9; Müslim, Sıyâm 166 (1152)

 [2] Buhari, Savm 9; Müslim, Sıyâm 164 (1151)

 [3] Buhari, Salâtü’t-Terâvih 1; Müslim, Salâtü’l-Misafirin ve Kasriha, 173 (759)

 [4] Tirmizi, Savm 82 (807); İbn Mâce, Sıyâm 45 (1746)

 [5] Bakara 2/185

 [6] Buhari, Savm 2, 9; Müslim, Sıyâm 164 (1151)

 [7] Buhari, Savm 26, Eymân 15: Müslim, Sıyâm 171 (1155)

 [8] Buhari, Savm 2, 9; Müslim, Sıyâm 164 (1151)

 [9] Buhari, Savm 2, 9; Müslim, Sıyâm 164 (1151)

 [10] Buhari, Savm 5, Bed’ül-Halk 11: Müslim, Sıyâm 2 (1079); Nesâî, Sıyâm 5 (2102)

 [11] Buhari, Savm 20; Müslim, Sıyâm 45 (1095); Nesâî, Savm 18.

 [12] Tirmizi, Savm 17 (708)

 Yazının word versiyonu için tıklayınız

 

 

 

 

“Ramazan, bize her sene unuttuklarımızı hatırlatmaya gelen muhteşem bir medeniyettir…”

 

Ramazan başlı başına muhteşem bir medeniyettir. Her sene bize Kuran’ımızı yeniden getiren bir medeniyet. Her sene bize iftiharın sevincini, sahurun bereketini, oruç ibadetinin bize kazandıracağı takvayı getiriyor. Ramazan, aynı zamanda kardeşlerimizden haberdar olmayı, bize unuttuklarımızı hatırlatmaya geliyor. İnsan olarak unutuyoruz. Kendimizi, Rabbimizi, çocuğumuzu, kardeşimizi, komşumuzu, yetimi, fakiri, miskini unutuyoruz. Ramazan bize bütün bunları yeniden hatırlatmaya geliyor. Eğer biz müminler topluluğu olarak Rabbimizin her sene bize tanıdığı bu büyük imkânı çok iyi değerlendirirsek, bu on bir ayda da bizi kurtuluşa götürecek muhteşem bir mektep, bir medrese, bir üniversiteye dönüşür.

 

“Ahlak, dindarlığın özü ve merkezidir…”

 

Biz Müslümanlar için en büyük tehlike ibadetlerimizin rutinleşmesi, ibadetlerimizin sıradanlaşması, şekle indirgenmesi, ibadetlerin özünü kaybetmesidir. Her Müslüman ibadetle, ibadetin gayeleri olan ahlaki değerler arasındaki ilişki üzerinde tefekkür etmek zorundadır. Kendisini dindar olarak tavsif eden insanlar, dindarlık anlayışı ve hayatı içerisinde ahlakın nerede durduğuna göz atması gerekiyor. Ahlak, dindarlığın özü ve merkezidir. Bütün ibadetlerin gayesi, bizi ahlaklı birer birey, ahlaklı bir toplum yapmak için emredilmiştir. Biz ibadetlerimizi bedensel hareketlere dönüştürür, ibadetlerimiz bizi ahlaki hamideye götürmezse, her türlü ahlaksızlığı ibadetle birlikte sürdürmeye devam ederse bir insan, bu o ibadetin Rabbimizin katında hiçbir değerinin olmadığının, kabul görmediğinin en önemli göstergesidir.

 

“Ramazan bizi değiştirmeye geliyor, biz Ramazanı değiştirmeyelim…”

 

Müslümanların ibadetlerinin karşı karşıya kaldığı bir tehlike daha var. İbadetleri değiştirmeye kalkışmak. Her sene diyoruz ki, ‘Ramazan bizi değiştirmeye geliyor, biz Ramazanı değiştirmeyelim’ Ramazanı bir eğlence, bir şatafat ayına dönüştüremeyiz. Biz Ramazanı o her sene yücelerden gelen o kutlu misafiri çok iyi ağırlayarak onun bize getirdiği bütün değerlere sahip çıkmak zorundayız. Onun değerlerini de dejenere ederek Ramazana kötülük yapamayız. Bütün ibadetlerimiz için bu söz konusudur. Öncelikle Ramazan bizi değiştirmeye geliyor, biz kendi yapıp ettiklerimizle Ramazanı değiştirmeyelim.

 

Bu yılın Ramazan teması “Üzerinde Her Canın Hakkı Var…”

 

Bu sene Ramazan temamız,

“Üzerinde Her Canın Hakkı Var”

 

Hak duyarlılığı, hak kavramı bizim medeniyetimizin en merkezi kavramlarından bir tanesidir.

Hak-hakkın kaynağı Cenabı Hakk’ın kendisidir.

Ve mümin hakikate iman eder.

Cenabı Hak’tan gelen hakka riayet eden hakikate de iman eder.

 

Biz bilhassa Ramazan ayında oruç ibadetlerimizi ifa ederken üzerimizdeki hakları unutmamalıyız.

Her canın üzerimizde hakkı var, her insanın üzerimizde hakkı var.

Anne babalarımızın, eşimizin, çocuklarımızın komşumuzun, yetimin, yolcunun, fakirin, miskinin üzerimizde hakkı var.

 

Dünyanın en ücra köşesinde açlık ve kıtlık içerisinde zorluk çeken her müminin, her insanın üzerimizde hakkı var.

Sokağa terk edilmiş her hayvanın üzerimizde hakkı var. Can taşıyan her varlığın üzerimizde hakkı var.

Allah Resulü ‘Her hak sahibine hakkını verin.

 

Üzerinizde hak kalmasın’ tavsiyesinde bulunmuştur. ‘Yeryüzünde bütün kötülükler af olur, ama kul hakkıyla Allah’a gitmeyin’ sözünü her fırsatta dinleriz, işitiriz. Öyleyse, Ramazan ayında hep birlikte bu sene hak kavramı üzerinde durmamız gerekiyor.

 

Evlerimizde, sokaklara terk edilmiş hayvanları da bu kervana katarak üzerimizde her canının hakkı olduğunu hatırlayacağız.

 

“Mümin, kursağında yetim hakkı taşımaz…”

Oruç tutan her mümin Ramazan’a girerken lütfen şöyle defterini, kalemini eline alsın, ‘benim üzerimde kimlerin hakkı var’ diye düşünsün.

 

Acaba kursağımızda yetimin hakkı var mı diye düşünsün. Mümin kursağında yetim hakkı taşıyan insan olmaz.

 

Kimin hakkı var?

Anne-babanın hukukunu ne kadar yerine getiriyoruz?

Kaç komşumuzdan haberdarız?

 

Bugün apartmanlarla, gökdelenlerle çevrilmiş, kuşatılmış şehirlerde, beton duvarlar arasında hiçbir ilişki kalmadı. Komşular komşularını tanımıyor.

 

Bütün bunları dikkate alarak hep birlikte Ramazan’ı hak kavramı çerçevesinde her canının üzerimizde hakkı olduğunu düşünerek ifa etmeliyiz.

 

Ramazan bittiğinde hem şu ana kadar üzerimizde kalmış bütün hakları ödeyelim, hem de birlikte yaşadığımız, üzerimizde hakkı olan her insana mutlaka ulaşalım.

Üzerimizde öğretmenlerimizin, hocalarımızın hakkı var. Bize kalem tutmayı öğreten, yazı yazmayı öğreten, okumayı öğreten öğretmenlerimizin hakkını nasıl unutabiliriz.

Onları her zaman saygıyla, minnetle anmalıyız. Halini, hatırını sormalıyız. Bir derdi varsa, derdine derman olabilmeliyiz. Bizim için fedakârlıklara katlanan, bize öğretmek için sabırlı davranan, bizim yaramazlıklarımıza belki de göz yuman, öğretmenlerimizi aramak sormak bizim görevimiz.

Şimdi düşünün bugün 40 yıl önce mezun olmuş öğrencilerimiz burada. 7 yaşında okula başlamışsa 12 yaşında ilkokulu bitirmiş. Üzerine koyun 40 seneyi 52 yaş eder. Öğrencisi 52 yaşında ise, öğretmeni kaç yaşında. En azından 72-75-80 yaş ve üzerinde. Hayatta olanlar var. Aramızdan ayrılanlar var.

Ben de şöyle geriye doğru bir bakıyorum. 79 yılında mezun olmuşum. 38 sene olmuş mezun olalı. Ama hala ilkokul öğretmenimle görüşüyorum. Mübarek günlerde, bayramlarda, öğretmenler gününde mutlaka ama mutlaka arıyorum. Diyor ki bana, iki öğrencim var, diyor. Beni hep devamlı arayan. Sizlerle gurur duyuyorum. Sizlere verdiğim tüm emeklerim helal olsun diyor.

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Ses Gazetesi Yazılarım
Hadislerle İslam
Günlük Program
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam230
Toplam Ziyaret2025631

Uymazsan Trafige

Dini Bilgiler
Google Translate
Her Güne Bir Ayet ve Hadis

30 Cüz ve Mesajlar
Siyer Araştırmaları Merkezi



İslam Ansiklopedisi
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 14° 8°
Diyanet Namaz Sitesi
Diyanet PDF
Kuran Elif Bası